Yunanistan’da işsizlik oranlarının son 19 yılın en düşük seviyesine gerilemesi, ilk bakışta ekonominin toparlandığı izlenimini yaratsa da, derin analizler bu iyimser tablonun altındaki temel sorunları ortaya koyuyor. İşsizlikteki azalma, istihdama gerçek anlamda bir artıştan ziyade, nüfusun ve özellikle genç iş gücünün ülkeyi terk etmesinden kaynaklanıyor. 2008 küresel finans krizi öncesine göre hala çeyrek milyon daha az çalışan bulunuyor ve 20-44 yaş arası grupta yaşanan dramatik nüfus kaybı; ülkenin dinamik, üretken iş gücünde ciddi bir erozyona işaret ediyor. Bu durum, başta turizm, inşaat ve tarım olmak üzere, Yunanistan’ın ekonomik dayanak noktalarını tehdit ediyor ve bazı sektörlerde iş gücü açığının giderek ciddileşmesine yol açıyor. Tabloyu karmaşıklaştıran bir diğer unsur ise; resmi kurumların arasında bile işsiz sayısı konusunda büyük farklar olması ve işsiz olarak değerlendirilen kişilerin önemli bir bölümünün iş arama motivasyonunu kaybetmiş olması. Nüfusun azalmasının kısa vadede işsizlik istatistiklerini iyileştirse de, uzun vadede ekonomik büyüme kapasitesini sınırlıyor ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde baskı kuruyor. Kadınların ve farklı toplumsal grupların iş gücüne katılımı artırılmadan, çalışma şartlarında iyileştirme yapılmadan ve modern göç politikaları uygulanmadan, işsizlikteki istatistiksel düşüş sürdürülebilir bir iyileşmeye dönüşemeyecek. Sonuç olarak, Yunanistan’ın karşı karşıya olduğu asıl zorluk, nicelikten çok iş gücünün niteliğinde ve demografik yapısında şekilleniyor. Yatırımlar, göç yönetimi ve iş gücüne yeni katılımların teşvik edilmesi kritik hale gelmiş durumda. Aksi halde, resmi işsizlik rakamlarındaki düşüş, ülke ekonomisinin gerçek anlamda toparlandığı anlamına gelmeyecek.
Yunanistan’da İşsizlik Düşerken Tehlikeli Bir İstihdam Açığı Büyüyor
Suat Bezeng ·
