Geri dönüşüm, küresel çevre krizine karşı en önemli savunma araçlarından biri olsa da, sistemlerin işlememesinin temelinde karmaşık ve çok katmanlı nedenler yatıyor. Toplumun genelinde eksik farkındalığın yanı sıra, pratikte karşılaşılan altyapı sorunları ve bilgi eksikliği, yalnızca bireylerin bilinçlenmesini gerektiren bir sorun olmadığını ortaya koyuyor. Çöplerin ayrıştırılmasından, alınan atık türlerinin güncel olarak bilinememesine kadar uzanan süreçte, vatandaşın görevini yapması yetmiyor; sistemin tamamında bütüncül bir reform gerekiyor. Bu noktada, kamu otoritelerinin sürekli ve hedefe yönelik eğitim yatırımı yapması, okullardan başlayarak toplumsal dönüşümü tetikleyici güçlü programlar geliştirmesi şart. Öte yandan, bugüne dek sadece gönüllülük üzerinden yürütülen girişimler yetersiz kalıyor; maddi teşvikler olmadan ne bireylerin ne de şirketlerin bu çarkın dişlisi haline dönüşmesi beklenemez. Atık toplama konteynerlerinin erişilebilir olmaması, apartman yönetimlerinin ya da belediyelerin ayrıştırmaya yönelik altyapı yatırımlarında geri kalması, vatandaşın istese de düzgün şekilde geri dönüşüme katılamamasına neden oluyor. Avrupa özelinde incelendiğinde, başarılı geri dönüşüm örneklerinde merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında koordinasyonun başarılı biçimde kurulmuş olması, buna ek olarak sürekli bir denetim ve ödül-ceza mekanizmasının bulunması başarının arkasındaki en önemli faktörler olarak dikkat çekiyor. Türkiye'deki tabloya bakıldığında ise, bu sistemlerin yaygınlaşmasında örgütlü bir seferberlik ve sürdürülebilir bir devlet politikası eksikliği çok net görülüyor. Özetle bakıldığında, sorunun çözümü yalnızca vatandaşın iradesine bağlanamayacak kadar karmaşık ve sistemik; ancak aynı zamanda gerçek, somut ve kolayca uygulanabilir adımlarla zaman kaybetmeden ilerlemeden çevresel felaketin boyutları geri döndürülemez hale gelebilir.
Geri Dönüşümde Neden Yol Alamıyoruz? Yapısal Engeller ve Toplumsal Dirençler Masada
Suat Bezeng ·
