Avrupa'nın doğu sınırlarından geçen düzensiz göçte son dönemde belirgin bir artış yaşanıyor. Romanya'nın Calafat Sınır Kapısı'nda tespit edilen 18 göçmen vakası, yalnızca bir vaka olarak görülebilir; ancak arka planda, Avrupa'ya ulaşmak isteyen Orta Doğu'lu göçmenlerin Batı’ya varış serüvenlerinde, Ukrayna ve Bulgaristan gibi alternatif güzergahların giderek ön plana çıktığını gösteriyor. Suriye ve Irak kökenli göçmenlerin, zorlu rotaları göze alarak hayatlarını riske atması, ana göçmen akışlarında halen dramatik bir motivasyonun olduğunu kanıtlıyor. Ukrayna plakalı bir yük kamyonunun kullanılması, savaş sonrası Ukrayna'nın transit ülke haline geldiğine de işaret ediyor: Ülkedeki zayıflayan denetimler ve çatışma döneminin yarattığı boşluk, insan kaçakçıları için yeni fırsatlar sunuyor. Şoförün Türk vatandaşı oluşu, kaçakçılık ağlarının çok uluslu yapısını ve Türkiye’nin transit ülke pozisyonunda merkezi rolünü gözler önüne seriyor. Göçmenlerin hiçbirinin geçerli belgeye sahip olmaması, göçün dramatik ve tehlikeli doğasını; Avrupa'nın dış sınırlarındaki güvenlik ve insan hakları ikilemini yeniden masaya yatırıyor. Diğer yandan, göçmenlerin Bulgaristan’a iade edilmesi—'geri gönderme' uygulamasının bir örneği—AB sınırlarında “pushback” tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Bu olay, Avrupa'nın göç politikaları, insan hakları standartları ve doğu-batı eksenindeki yeni kaçak geçiş rotalarının tümüyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Artan baskılar hem ulusal güvenlik hem de uluslararası yardım sorumlulukları arasında çözüm arayışının sürmesini kaçınılmaz kılıyor. Bu tablo karşısında, göçmen krizinin Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan yeni rotalarda derinleşeceğini öngörmek mümkün.
Doğu-Batı Rotasında Yeni Göçmen Dalgalanması: Calafat Sınırı Alarmda
Suat Bezeng ·
