Avrupa genelinde rekor seviyede sıcaklıklarla beraber yangın tehdidi giderek derinleşiyor. Belçika, Batı Avrupa'da genellikle ılıman iklimiyle tanınsa da, aşırı sıcakların ve kurak dönemlerin yol açabileceği felaketlere karşı beklenen hazırlığı tam olarak göstermiyor. Artan orman yangınları, tarım alanlarında verim kaybı ve su kaynaklarının azalması, iklim değişikliğinin doğrudan sonuçları arasında. Bu noktada devletin kriz yönetimi kapasitesi sorgulanıyor. Özellikle hava araçları filosunun eksikliği, acil durumlara müdahale konusunda Belçika'yı kırılgan bir pozisyonda bırakıyor. Avrupa Birliği’nin dayanışma fonu ve yardımları olsa da, komşu ülkelerde yaşanan büyük yangınlarda görüldüğü gibi hızlı ve etkin müdahaleler için ulusal kapasite büyük önem taşıyor. Canadair tipi yangın söndürme uçakları gibi stratejik yatırımlar yalnızca yangın sezonunda değil, genel afet yönetiminde de kritik rol oynayacaktır. Uzmanların 'vakit kaybetmeden' altını çizdiği bu dönüşüm, yalnızca ormanları ya da tarımı değil, toplumun genel güvenliğini ve sürdürülebilirliğini de ilgilendiriyor. Geçmişte istisnai kabul edilen olayların artık norm haline gelmesiyle, hükümetin stratejik önceliklerinin yeniden tanımlanması şart. Eğer Belçika proaktif adımlar atmazsa, yalnızca doğaya değil, kamu güvenliğine ve ekonomik istikrara da ciddi hasar verme riskiyle karşı karşıya kalacak. Sıklıkla 'gelişmiş' kabul edilen ülkelerin, hızlı değişen iklim gerçekleri karşısında bile hazırlıksız yakalanabileceğini, Belçika örneği açıkça gösteriyor.