Avrupa kentlerinde elektrifikasyon ve mikro mobilite trendi hızla yükselirken, Brüksel’de gerçekleştirilen son elektrikli scooter denetimi, bir süredir kamuoyunun tartıştığı güvenlik kaygılarını yeniden gündeme taşıyor. Sadece 12 scooterın denetlenmesine rağmen, dört tanesinin trafikten menedilmesi ve bir cihazın saatte 57 kilometreye ulaşan hızda tespit edilmesi, şehir içi ulaşımda denetimlerin yetersizliği ve yasal düzenlemelerin eksikliğini gözler önüne seriyor.
Scooterların hız sınırlarını aşarak risk oluşturması, kentteki altyapının ve sürücülerle yayaların güvenliğini tehdit ediyor. Hız limitlerinin aşılması, kaza oranlarının artmasına, yaya güvenliğinin zedelenmesine ve karışıklıkların yaşanmasına neden oluyor. Denetim sırasında gerçekleştirilen alkolmetre testleri ise bu araçların yalnızca teknik değil, sürücü davranışları açısından da bir güvenlik tehdidi oluşturduğunun işareti. Elektrikli scooter kullanıcılarının önemli bir kısmı kural ihlali yaparken, alkol kontrollerinin yüksek sayıda yapılması, potansiyel bir disiplinsizlik ve kötüye kullanım olasılığını da vurguluyor.
Brüksel polisinin çeşitli ihlaller için 10 tutanak düzenlemiş olması, yasal çerçevenin güçlendirilmesi gerekliliğini gözler önüne seriyor. Trafikteki yeni teknolojilere hızlı uyum sağlanamaması, Avrupa genelinde de tartışılan mikro mobilite politikalarının toplum tarafından hala sindirilemediğini kanıtlıyor. Özellikle yoğun şehirlerde scooter kullanımı yaygınlaşırken, toplu taşıma ile entegrasyon eksikliği, yetersiz bisiklet yolları ve denetimsiz ortamlar risk faktörlerini büyütüyor.
Sorulara gelince, vatandaşlar scooterların trafikte oluşturduğu tehlikeyi, kimlerin sorumlu tutulacağını ve yeni düzenlemelerin olup olmayacağını merak ediyor. Burada çözüm, sadece daha sıkı denetimler yapmak değil, scooter kiralama şirketleriyle yerel yönetimler arasında daha etkin iş birliği sağlamak ve şehir içi hız limiti uygulamalarını sert şekilde uygulamaktan geçiyor. Kural ihlalleri cezaların artırılması, bilinçlendirme kampanyalarının yaygınlaştırılması ve akıllı altyapı sistemlerinin hızla hayata geçirilmesiyle dengelenmeli. Brüksel’de yaşanan sorun, Avrupa'nın diğer büyük şehirleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Mikro mobilite ancak şehrin tamamlayıcı ve güvenli bir unsuru haline getirilirse, hem çevreci politika hedefleriyle uyumlu olur hem de trafik güvenliği sağlanır.
