Avrupa denizlerinde rapor edilen hızlı ve kalıcı sıcaklık artışı, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte zincirleme sonuçlar doğuracak nitelikte. Akdeniz ve Batı Avrupa denizlerinde 1,3 – 2 dereceyi aşan yükselmeler, fosil yakıt kaynaklı küresel ısınmanın denizler üzerinde beklenenden çok daha hızlı etki gösterdiğine işaret ediyor. Deniz sıcaklıklarının hızla artması, yüzeyde sıcak suyu seven insanların ilgisini çekse de, alt tabakada deniz yaşamı ve biyoçeşitlilik için kırılgan bir dönemi başlatıyor. Soğuk suya adapte olmuş türlerin kuzeye göç etmesi, besin zincirinin dengelerini bozarken geleneksel balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğini de tehdit ediyor. Kıyı ekosistemlerinde yaşanan anormal sıcaklıklar, artan nem ve buna bağlı oluşan sıcak hava dalgaları ile birlikte sadece okyanus canlıları değil, kıyı şeritlerinde yaşayan insan toplulukları için de doğrudan sağlık ve ekonomik tehditler oluşturuyor. Özellikle mercan resiflerinde ve deniz çayırlarında 1 derecelik artışlar dahi kitlesel ölümlere yol açabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Avrupa denizlerinde rekor sıcaklıklar artık istisna olmaktan çıkmış ve yaygın bir trende dönüşmüş durumda. Bu, deniz ekosistemlerinde türlerin kaybını hızlandırırken, kıyı ve denizle bağlantılı tüm sektörlerin büyük bir belirsizlik ve riskle karşı karşıya kalması demek. Politikalar ve uluslararası işbirlikleriyle karbon salımının hızla ve radikal şekilde azaltılması dışında, bu gidişatı tersine çevirecek bir çözüm yok gibi görünüyor. Bilim dünyası uyarıyor: Ekolojik sınırlar hızla aşılırken, şu anda yaşanan etkiler henüz işin başlangıcı bile olmayabilir.