Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Kanunu kapsamında oluşturulan ADROIT, dijital platformlar ile kullanıcılar arasındaki ihtilaflarda etkin ve erişilebilir bir çözüm mercii olma vaadiyle öne çıkarılmıştı. Ancak son yaşanan olay, platform devlerinin kullanıcı hesaplarını tek taraflı olarak kapatması ve fonlara el koyması gibi kritik meselelerde, kullanıcıların etkili bir başvuru mekanizmasına sahip olup olmadığı sorusunu gündeme taşıdı. ADROIT'in şikayeti kategorik olarak reddetmesi, başvuru konusunu finansal bir uyuşmazlık olarak dışarıda bırakması, düzenleyici yapıların yetki alanlarının hala çok muğlak ve sınırlı olduğunu gözler önüne serdi. Büyük teknoloji şirketlerinin uygulama ve kararları karşısında bireysel hak arayışının çoğu kez bürokratik engellerle ya da yetki çatışmalarıyla tıkandığı bir kez daha anlaşıldı.

Küresel dijital ekonomide, kullanıcılar dijital platformlara olan bağımlılıklarını artırırken, gerçek hayattaki ekonomik varlıkları ve sosyal ağları da bu şirketlerin insafına bırakıyorlar. Hesap kapatmalarında kullanılan algoritmik ya da otomatik karar verme süreçleri, çoğu kez şeffaflıktan uzak ve kullanıcı lehine etkin bir itiraz mekanizmasından yoksun. ADROIT gibi resmi ara kurumların ise başvuruları kategorik olarak yetki dışı ilan etmesi, dijital vatandaşların mağduriyetlerine çözüm sunacak yeni regülasyonlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Çoğu insan, neden ve nasıl hesaplarının kapatıldığını, fonlarına neden erişemediklerini öğrenemiyor; çoğu durumda, süreçler dijital devlerin inisiyatifine kalıyor. Bu noktada, Avrupa Birliği'nin dijital platformlar karşısında kullanıcıları koruyucu politikası kağıt üzerinde kalırken, uygulamada etkin sonuç üretilemediğine dair bir güven bunalımı baş gösteriyor.

İlerleyen dönemde, dijital platformların kararlarından doğan zararlarda, finansal ve kişisel hak kayıplarında kullanıcıların erişebileceği gerçek bir tahkim mekanizması oluşturulmazsa, büyük teknoloji şirketlerinin keyfi uygulamalarına dur denmesi mümkün olmayacak. Kamuoyunda, Hak arama özgürlüğünün içinin boşaltıldığına ve ADROIT gibi kurumların sembolik olmaktan öteye gitmediğine dair endişeler derinleşiyor. Dijital çağda hukuk ve denetim arasındaki mesafe, kullanıcılar aleyhine açılıyor; özellikle bireysel kullanıcılar, kendilerini koruyacak somut bir yol haritasından yoksun kalıyor.