Belçika ekonomisi ikinci çeyrekte büyüme ivmesini kaybederek yatay bir seyir izliyor. Makroekonomik veriler, hane halkı tüketiminin ve net ihracatın piyasaya kısmi bir nefes aldırmasına rağmen, üretken sektörlerdeki daralmanın ülkedeki genel ekonomik hareketliliği ciddi şekilde sınırlandırdığını gösteriyor. Hizmet sektörü ılımlı bir büyüme kaydederken sanayi ve inşaat sektörlerinde küçülme dikkat çekiyor; özellikle kamu yatırımlarındaki sert düşüş kısa vadede toparlanmayı zorlaştıracak kritik bir unsur. Kamu yatırımlarındaki %8’lik gerileme, ülkede altyapı ve gelecekteki sürdürülebilir büyüme için bir tehdit olarak öne çıkıyor ve Belçikalı politika yapıcıların önümüzdeki dönemde kaynak aktarımlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Sanayideki %0,6’lık daralma, enerji fiyatları, küresel talep azalışı ve üretim maliyetleri gibi faktörlerden kaynaklanıyor olabilir; bu da Belçika’nın rekabet gücünü aşındırıyor.
İstihdama dair veriler ise alışılmışın dışında bir tablo çiziyor. Yeni iş imkanlarında hâlâ bir artış kaydedilse de, bu artış düşük tempoda. Uzun vadede zayıf büyüme istihdam artışını da frenleyebilir, bu da ülkede gelir eşitsizliğinin büyümesine, toplumsal huzursuzluğun artmasına zemin hazırlayabilir. 2020 son çeyreğinden beri çeyreklik bazda büyümenin durduğu bir dönem yaşamayan Belçika’da, şimdi sürdürülebilir bir toparlanma için hem iç hem dış talebin birlikte güçlendirilmesine ihtiyaç var.
Böyle bir konjonktürde Belçika ekonomisinin heterojen yapısı daha fazla ön plana çıkıyor: Sanayi ve inşaat gibi geleneksel sektörlerdeki daralma, ekonominin genel performansını gölgelerken, hizmetler sektöründeki dirençli görünüm küçük çaplı pozitif bir sinyal sunuyor. Pek çok Avrupa ülkesinin benzer biçimde düşük büyüme sarmalında olduğu gözetildiğinde, Belçika için özgül rekabet avantajlarının öne çıkarılması ve kamu kaynaklarının stratejik biçimde kullanılması hiç olmadığı kadar önemli hale geliyor. Kısa vadede ekonomik ivme kazanılamazsa, sosyal refahta bozulmalar, bütçe açıklarının artması ve işsizliğin yükselebilmesi risk olarak önümüzdeki aylarda öne çıkabilir.
