Trump yönetiminin ithalat tarifelerini yeni yasal zeminlerle devreye alması, küresel ticari istikrarı doğrudan tehdit eden bir nitelik taşıyor. Kararın gerekçesi olarak gösterilen 'zorla çalıştırılan işgücü' vurgusu, ABD’nin son dönemde küresel ticaret düzenini siyasi amaçlarla araçsallaştırma eğiliminin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Ancak bu argümanın pratikte ispatlanamaması ve tamamen jeopolitik çekişmelerle örtüşecek şekilde devreye alınması, karara muhatap olan ülkelerde ciddi güvensizlik yaratıyor. Avrupa Birliği’nin ve Japonya’nın tepkileri, transatlantik ilişkilerde yeni bir kırılma hattı oluştuğuna işaret ediyor.
Özellikle Japonya'nın geçen yıl ABD ile varılan mutabakatı hatırlatıp, yeni kararın anlaşmaya aykırı olduğunu vurgulaması, ABD’nin çok taraflılık ilkesine sırt çevirmesinin ekonomik sonuçlarının ötesine geçtiğini gösteriyor; diplomatik ilişkilerde uzun vadeli bir sarsıntı yaşanabilir. Avustralya ve Yeni Zelanda’nın açık şekilde uygulamayı 'haksız ve serbest ticarete aykırı' bulması, Washington’un ticaret politikalarında yalnızca düşmanlarını değil müttefiklerini de karşısına aldığını ortaya koyuyor. Faaliyet gösteren küresel şirketler açısından ise beklentilerin başında belirsizlik geliyor. Yatırım kararlarında risk algısı ve işletme maliyetlerinin artması, ABD ile iş yapan uluslararası firmaları alternatif coğrafyalara yönlendirebilir. ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump’ın daha önce yasaya dayandırdığı tarifeleri iptal etmesi, Beyaz Saray'ın şimdi yeni hukuki dayanaklara tutunması gereğini gösteriyor; burada görülen pervasızlık ya da ısrar, ülkenin hukuk sisteminin siyasete alet edilmesi eleştirilerini de artıracaktır. AB yetkililerinin, gümrük duvarlarının yükseltilmesinin esas motivasyon olduğunu belirtmesi ve Turnberry Anlaşması’na atıfla misilleme ihtimalini gündeme getirmesi, kısa vadede yeni ticari restleşmelere ve karşı yaptırımlara kapı aralıyor. ABD-AB ilişkileri ve küresel ticaret zinciri, ticari hesaplaşmalar ile siyasi hesapların iç içe geçtiği, risklerin hızla katlandığı bir dönemden geçiyor. Bu adımlar, mevcut uluslararası sistemde ekonomi ve diplomasinin giderek daha fazla birbirine bağımlı ve kırılgan hale geldiğinin göstergesi.




































Nessun commento ancora