PAN Europe ve Ecologistas en Accion'ın yayımladığı araştırmaya göre, Avrupa'da analiz edilen çilek örneklerinin yüzde seksen sekizinde pestisit kalıntısı tespit edildi. İspanya'dan alınan örneklerde ise bu oran bariz şekilde daha düşük çıktı, sadece iki konvansiyonel örnekten birinde yasal sınırların altında iki pestisit kalıntısı bulundu. Organik çileklerde ise tüm ülkelerde, özellikle de İspanya'da, hiçbir pestisit kalıntısına rastlanmadı.

Çalışmanın ortaya koyduğu bir başka gerçek de, Avrupa Birliği'nin onayladığı en riskli kimyasal maddeler grubuna dahil olan ve 'ikame adayları' olarak bilinen pestisitlerin yarısından fazlasının bu örneklerde bulunmasıydı. Bu maddelerin AB mevzuatı kapsamında iki bin on bir yılından beri aşamalı olarak kaldırılması gerekiyor. Araştırmacılar, elde edilen verilerin mevzuatı gevşetme çağrılarını desteklemediğinin altını çiziyor.

Raporda, konvansiyonel üretimdeki başarının da altı çizilirken, toksik maddeler uzmanları İspanya'nın pestisitsiz çilek yetiştirebileceğine dikkat çekti. Sektörde çalışan kadın işçilerin zorlu koşulları ve yüksek su tüketimi de araştırmada gündeme taşınırken, uzmanlar mevcut kuralların daha etkili uygulanmasını talep etti.