Belçika'da herkes farkındadır ki yabancıların yaşadığı mahallelerde huzur kalmadı. Asayiş resmen ayaklar altında. Her gün sokaklarda birileri öldürülüyor, birileri gasp ediliyor, birileri saldırıya uğruyor. Belçika'da mıyız yoksa asırlar öncesinin Teksas'ında mıyız insan bazen anlayamıyor ve işin kötü yanı, bugünlerin daha iyi günleriz olmasıdır.

Belçika Hükümeti, özellikle yabancıların bulunduğu mahallelerden yatırımları çekiyor. Bölge hükümetleri de aynı tutumu sürdürüyor; asayiş sorunu yaşayan bu mahalleler, bu nedenle her zaman yabancıların yoğunlukta olduğu sokaklardır. İşsizlik maaşının kesilmesi ve anayasal hakların özellikle yabancılara verilmemesi, bu tür olayları körükleyici bir rol oynamaktadır.

Çünkü yabancıları hedef göstermenin en iyi yolu; onların yaşam alanlarındaki huzuru bozmak, kaosu körüklemek ve onları ekonomik olarak çökertmektir. Yabancıların yaşadığı sokaklarda çocuklar her türlü kötü ortama şahit oluyor ve bu ortamın içinde büyüyor. İlgili ve yetkililer ise buna müdahale etmek yerine bu zemini genişletiyor, göstermelik birkaç operasyon düzenleyerek sorunlara çözüm ürettiklerini iddia ediyorlar; fakat olaylar azalmak bir yana çoğalıyor. Asayişi tehdit eden unsurlar eksilmiyor, aksine artıyor. Özellikle cezaevi kapasitelerinin artırılmıyor olmasının nedeni de budur. Bir ülke düşünün ki cezaevi bile yapamıyor, bu kadar acizdir. Aslında bu acizlik göstermeliktir. Asıl amaç; o yabancıların kökünü kazımak, çocuklarını suçlu olarak yetiştirmek ve onları ülkede her türlü hedefin önüne atmaktır.

İşte tüm bunların sorumlusu dünkü hükümet olduğu kadar bugünün hükümetidir de. Bölge hükümetleridir, sözde siyasetçilerimizdir, sözde STK ve derneklerimizdir. Esasında bugün bizleri temsil ettiğini iddia eden kimler varsa, hepsi bu tablodan sorumludur. Bugün Belçika'da, özellikle yabancıların yaşadığı sokaklarda güvenlik sıfırdır, çocukların geleceği karanlıktır ve tüm bunların sorumlusu da onlardır.