Almanya'da Bertelsmann Vakfı tarafından yayımlanan Din Monitörü 2026 araştırması, dini bir topluluğa bağlı olan ve dini yaşamda aktif rol alan kişilerin toplumsal dayanışmaya dindar olmayanlara kıyasla daha fazla katkı sağladığını ortaya koydu. Mart 2026'da 18-94 yaşları arasındaki 5 bin 200'den fazla kişiyle yapılan temsili araştırmaya göre sosyal ilişkiler ve ortak yarara yönelik tutumlar 2023'ten bu yana yeniden güçlendi. Buna karşın federal hükümete duyulan güven ve adalet algısı düşük seviyede kaldı.

Araştırmada Almanya'nın son yıllarda daha az dindar ancak daha çeşitli bir ülkeye dönüştüğü belirtildi. Katolik ve Protestan kiliselerine bağlı olanların oranı yüzde 44'ün biraz altında kalırken, nüfusun üçte birinden fazlası herhangi bir dine mensup olmadığını bildirdi. Müslümanların oranı yüzde 8'e kadar çıkarken Ortodoks ve bağımsız kiliselere bağlı Hristiyanların sayısının arttığı, Yahudi, Hindu ve Budist toplulukların ise daha küçük gruplar oluşturduğu kaydedildi. Katolik ve Protestan katılımcılarda dindarlık arttıkça dayanışma göstergeleri yükselirken, Müslümanlarda özellikle topluma bağlılık konusunda farklı bir tablo görüldü.

Az dindar veya dindar olmayan Müslümanlarda topluma bağlılık 46 puan, orta düzeyde dindarlarda 42 puan, çok dindar Müslümanlarda ise 28 puan olarak ölçüldü. Raporda bu farkın ayrımcılık, toplumsal kabul eksikliği ve devlet kurumlarında sınırlı temsil imkânlarıyla ilişkili olabileceği belirtildi. Münster Üniversitesi İslam İlahiyat Fakültesi Dekanı Mouhanad Khorchide ise açıklamanın yalnızca ayrımcılığa dayandırılmasını yetersiz buldu. Khorchide, İslamcı ve dini-ideolojik anlatıların devleti, demokrasiyi ve toplumun çoğunluğunu İslam'a düşman göstererek kurumlara duyulan güveni zayıflatabileceğini, mağduriyet anlatısının da bu güvensizliği besleyebileceğini söyledi.