Almanya ekonomik büyümede yeniden ivme kazanırken, ülkenin kronikleşen sorunlarından biri olan nitelikli iş gücü açığı kayda değer biçimde artmaya başladı. Durgunluk sürecinde geçici biçimde ötelenen bu sorun, ekonomik toparlanmanın hızıyla paralel olarak daha görünür ve çetrefilli hale gelmek üzere. Üç çeyrektir büyüyen Alman ekonomisi, şirketlerin yenilikçi ve rekabetçi kalabilmesi için yoğun biçimde nitelikli eleman ihtiyacını artırdı; bir başka deyişle, büyüme sürdükçe iş gücü piyasasındaki yapısal açık daha fazla göze çarpıyor.
Özellikle hizmetler, telekomünikasyon ve profesyonel danışmanlık sektörlerinde ortaya çıkan dev nitelikli personel açığı, Almanya’nın küresel iş gücü rekabetinde zayıflamasına yol açabilecek ciddi bir uyarı niteliğinde. Bu sektörlerin ülke ekonomisinin taşıyıcı kolonları olması, yetenek açığının yaratacağı zincirleme etkilerin ciddiyetini artırıyor. Telekomünikasyon gibi dinamizme dayalı sektörlerde kısa sürede yüzde 100’ü aşan oranlarla artan ihtiyaçlar, hem teknolojik dönüşümün hızına ayak uydurmanın ne denli zorlaştığını gösteriyor, hem de Almanya’nın yüksek katma değerli işler alanındaki nitelikli insan kaynağı sıkıntısının ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor.
Hukuk, vergi danışmanlığı ve denetim gibi nitelikli uzmanlık gerektiren alanlarda açığın dramatik biçimde yüzde 64,7’ye ulaşması ise, yalnızca personel bulmakta değil, aynı zamanda temel iş süreçlerinde kalite ve sürdürülebilirlik krizlerinin kapıda olduğuna işaret ediyor. Sanayi, kağıt ve inşaat sektörlerindeki açıklar, ülkenin geleneksel üretim gücünde de alarm zillerinin çaldığını gösteriyor. Özellikle inşaat gibi büyüme dönemlerinde itici güç olan alanlardaki vasıflı çalışan eksikliği, yatırımların ve kamu projelerinin sekteye uğraması riskini beraberinde getiriyor.
Kök nedenlerin başında ise Almanya’nın demografik yapısındaki yaşlanma, eğitimle iş piyasasının eş zamanlı ilerleyememesi, göç politikasındaki kısıtlayıcı yaklaşımlar ve nitelikli iş gücünün yurt dışına yönelmesi yer alıyor. Almanya, küresel yetenek çekme yarışında göç kanalları ve eğitim reformlarıyla kendini öne çıkarmak zorunda. Ancak kısa vadede, işverenlerin iş ortamlarını çeşitlilik ve kapsayıcılığa açmaları, nitelikli çalışanları elde tutacak cazip şartlar ve dijital beceri eğitimlerinde geniş ölçekli yatırımlar yapmaları şart.
Gelişmeler, Alman ekonomisinin küresel rekabette sürdürülebilir büyümesinin en büyük engelinin artık sermaye değil insan kaynağı olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. Eğer Almanya yeni çözümler geliştirmez, göç ve eğitim politikalarında acil iyileştirmeler yapmazsa, mevcut büyümenin sürdürülemezliği, inovasyon kapasitesinde düşüş ve uzun vadede refah kaybı kaçınılmaz hale gelebilir.
