Belçika ile ABD arasındaki ticaret ilişkilerinde son dönemde ortaya çıkan asimetrik değişim, küresel ticaretteki yeni yönelimlerin ve politikaların bir aynası niteliğinde. Belçika'nın ABD'den ithalatı yüzde 22,8 gibi ciddi oranda azalırken, ihracatında yüzde 13,5'lik artış kaydedilmesi, özellikle ilaç ürünlerinde çarpıcı boyutlara ulaştı. ABD’den yapılan ilaç ithalatı yüzde 34 geriledi, buna karşın ABD’ye aynı kalemde ihracat yüzde 8,2 arttı. Bu tablo, Amerika’nın kendi politikalarına da tezat oluşturuyor; zira Washington'ın, özellikle Trump döneminde yüksek gümrük duvarları ve ithalatı azaltıcı önlemlerle hedeflediği ticaret dengesi, tam tersi yönünde hareket ediyor ve AB lehine açığı büyütüyor. Eurostat'ın rakamlarına bakıldığında, AB'nin ABD'ye ihracatı yüzde 10,7 artışla yeni bir rekora ulaştı, bunun karşılığında ABD'nin AB'ye ihracatı ise düşüşte. Sonuç olarak, ticaret açığında AB'nin lehine 17,9 milyar euroya varan ciddi bir fark oluştu.
Bu gelişmeler çok yönlü okunmalı: Birincisi, AB ile ABD arasındaki ticarette petrol ve mineral ürünlerde değer artışı, AB ihracatını şişiren ancak gerçek talepten ziyade fiyat dinamikleriyle açıklanabilecek unsurlardan biri. İkincisi, ilaç ve benzeri stratejik sektörlerde, AB merkezli şirketler küresel tedarik zincirlerinde yeni pozisyonlar ediniyor, bu da ABD'ye olan ihracatın güçlenmesine ve ABD'den yapılan ithalatın azalmasına yol açıyor olabilir. Amerika’nın uyguladığı yüksek gümrük tarifeleri ise, her zaman beklenen sonuca varmıyor, kimi alanlarda ABD’nin kendi rekabet gücünü zayıflatıcı boyutlara ulaşabiliyor. Ayrıca, Çin ile rekabetin şiddetlendiği bir dönemde, AB’nin transatlantik pazardaki konumunu güçlendirmesi, Washington’ın ekonomik diplomasi açmazının bir başka göstergesi.
Kamuoyunun merak ettiği soru ise şu: Bu ticaret dengesizliği sürdürülebilir mi? Küresel ticaret savaşlarının gölgesinde ve yeni korumacı dalgalar yükselirken, AB’nin ve özelde Belçika'nın kazanımları kalıcı olamayabilir. Hem ABD’de yaklaşan başkanlık seçimi hem de artan küresel ekonomik belirsizlik, özellikle dış ticaret politikalarında yeni reflekslerin gelişmesine neden olacaktır. Ancak mevcut tablo, AB’nin, özellikle de yüksek katma değerli ve stratejik sektörlerde, ABD karşısında avantajını artırdığını açıkça gösteriyor. Eğer Avrupa bu ivmeyi koruyabilirse, orta vadede küresel ticaret dengesinde kalıcı değişimin işareti olarak okunabilir.
