Avrupa, giderek daha sıcak ve kurak geçen yılların etkisiyle ciddi bir su kriziyle karşı karşıya. Fosil yakıt kullanımının sıcaklıkları artırdığı belirtilirken, özellikle güney ve batı Avrupa ülkelerinde etkili olan kuraklığın son yıllarda kuzeye doğru yayıldığı ifade ediliyor. Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyelerinin tarihî ölçüde düşmesi iç su yolu taşımacılığını aksatırken, Almanya'dan Ukrayna'ya kadar birçok ülkede çiftçiler düşük verim bildiriyor. Birleşik Krallık, İsviçre ve Almanya'nın bazı bölgelerinde hanelerin su kullanımına kısıtlamalar getiriliyor.
Avrupa'da toplam su kullanımının üçte ikisi tarım, sulama ve elektrik santrallerinin soğutulmasında kullanılıyor. Avrupa Çevre Ajansı, hedefli önlemlerle Avrupa Birliği ülkelerinde yılda yüzde 10 ila 40 arasında su tasarrufu sağlanabileceğini belirtiyor. Yenilenebilir enerjiye geçiş, elektrik santrallerinin soğutma ihtiyacını azaltırken yüzde 45 ila 95 arasında ilave tasarruf potansiyeli yaratabilir. Tarımda kapalı boru sistemleri, damla sulama ve daha az su isteyen ürünlerin kullanılması; su şebekelerinde ise sızıntıların önlenmesi öneriliyor. Romanya ve İtalya'da şebekelerdeki su kaybının yüzde 40'ı aştığı bildiriliyor.
Uzmanlar, El Niño hava olayının etkisiyle 2027'nin daha sıcak ve kurak geçebileceği uyarısında bulunuyor. Hanelerin toplam su tüketimindeki payı görece düşük olsa da su tasarruflu cihazlar, yağmur suyunun toplanması ve bilinçli tüketim tercihleri önem taşıyor.
Uzmanlar ayrıca hükümetlerin uzun vadeli su stratejileri geliştirmesi, enerji politikalarının su kaynakları üzerindeki etkileri konusunda daha fazla hesap vermesi ve su kıtlığıyla mücadelede Singapur gibi ülkelerin deneyimlerinden yararlanılması çağrısı yapıyor.
