Avrupa genelinde kamusal alanlarda düzenlenen büyük ölçekli etkinliklerde güvenlik önlemlerinin giderek sıkılaştırılması dikkat çekiyor. Özellikle son yıllarda artan toplumsal huzursuzluk, terör olayları ve kitlesel etkinliklerde yaşanan istenmeyen olaylar, Batı Avrupa şehirlerinde polisin varlığını belirgin hale getiriyor. Liege’deki XV Ağustos kutlamalarında polis sayısının artırılması, kamusal güvenliğe dair otoritelerin artan hassasiyetine işaret ediyor. Polis ekipleri sadece görünür biçimde devriye gezmekle kalmayıp halkla doğrudan iletişim kurarak kentsel güvenlik algısını güçlendiriyor. Sıcak hava koşullarında uzun mesailerin, personel üzerinde fiziksel ve psikolojik baskı yarattığı da göz ardı edilmemeli. Yetkililerin sürekli güvenlik vurgusu, Avrupa genelinde özgürlük ve güvenlik dengesi tartışmasını da canlı tutuyor. Kitlesel etkinliklerde güvenliğin artırılması, bir yandan etkinliğe katılanların huzur içinde vakit geçirmesini sağlarken, diğer yandan sürekli polis varlığı bazıları tarafından rahatsız edici veya özgürlükleri sınırlayıcı olarak algılanabiliyor. Avrupa şehirlerinin kimliğinde toplu kutlamalar sosyal bütünleşmenin önemli bir parçası olsa da alınan tedbirler, modern şehir yaşamında açık alanlarda toplanmanın giderek daha kontrollü bir hale geldiğini gösteriyor. Bu durum, etkinliklerin geleceğinde güvenlik hassasiyetinin belirleyici bir faktör olacağını ve kentlerin bu tip organizasyonlarda polise bağımlılığının artacağını gösteriyor.