Fransa’da güvenlik güçlerine silah kullanımı konusunda sağlanacak yeni yasal zırh, ülke çapında derin bir toplumsal kırılmanın eşiğinde olunduğunun göstergesidir. Yasa tasarısının merkez sağ, aşırı sağ ve hükümet tarafından benimsenmesi; buna karşılık sol partiler ve sendikalarca kitlesel karşı çıkışla karşılanması, ülkedeki siyasi kutuplaşmanın ne kadar keskinleştiğini ortaya koyuyor. Tasarının muhaliflerce 'öldürme ehliyeti' olarak görülmesi, Fransa'nın polis şiddeti sicilinin özellikle göçmen kökenli, Arap ve siyahi gençler üzerinde yarattığı tedirginliğin giderek arttığını gösteriyor. Uzun yıllardır polisle toplumun belirli kesimleri arasındaki güvensizlik onarılmadan devam ederken, bu yasa tasarısı bu uçurumu derinleştirme riskini taşıyor. Son yıllarda yaşanan kayıp ve yaralanmalar, Paris ve banliyölerinde sık sık patlak veren protestolar, Fransa'nın asimilasyon, eşitlik ve adalet iddialarının pratikte sorgulanmasına yol açıyor. Tasarının yasalaşmasında Senato’nun nasıl bir refleks göstereceği, güvenlik güçlerine daha fazla yetki verilmesinin toplumsal huzura mı, yoksa yeni krizlere mi kapı açacağını belirleyecek. Siyasi elitler kısa vadeli güvenlik kaygılarını öne çıkarırken, uzun vadede toplumsal barış, adalet ve polis-toplum ilişkileri ciddi bir testten geçiyor. Bu ortamda, protestoların sadece yasa tasarısına değil, Fransız toplumunun temelidir olan eşitlik ve özgürlük ilkelerinin savunulmasına dönüştüğünü de göz ardı etmemek gerekiyor.
Fransa'da Polis Şiddeti ve Meşru Müdafaa Tasarısına Karşı Toplumsal Patlama Kapıda mı?
Suat Bezeng ·
