Belçika'da yaz tatiliyle birlikte yaşanan kan bağışındaki yüzde 33’lük düşüş, ülkenin sağlık sistemini tehdit eden ciddi bir kriz ortaya koyuyor. O negatif ve B negatif gibi kritik kan gruplarındaki tehlikeli stok azalması, başta ameliyatlar, doğumlar ve acil tedavileri doğrudan riske atıyor. Özellikle O negatif kanın 'evrensel donör' özelliği, bu grup eksikliğini ülke genelinde çok daha akut hale getiriyor.
Bu tür dönemsel dalgalanmaların temelinde sosyal hareketlilik, tatillerin getirdiği bağışçı eksikliği ve yurt dışından dönen vatandaşlara uygulanan geçici kısıtlamalar gibi faktörler yer alıyor. Geleneksel olarak yaz aylarında her yıl donörlerde yüzde 10-15 civarında azalma gözlense de, bu yılki yüzde 33’lük oran, toplumsal farkındalığın düşük olması ve koordinasyon eksikliğine işaret ediyor. Yükselen eksiklik, ülkenin sağlık altyapısında bir kırılganlık oluştururken, salgın hastalıklar ya da toplu kazalar gibi beklenmedik olaylar karşısında sistemin hazırlıksız yakalanma riskini artırıyor.
Öte yandan, Brüksel ve Flaman Bölgesi’nde bağış merkezlerinin açık tutulması ve randevulu sistemle bağışçı çağrısı yapılması, bunun kısa vadeli bir çözüm olduğunu gösteriyor. Orta ve uzun vadede kan bağışı kültürünü güçlendirecek kampanya ve teşvik sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. Belçika gibi refah düzeyi yüksek bir ülkede bile bu ölçekli bir krizin oluşması, sağlık sistemlerinde gönüllülük esasının ne kadar kırılgan bir temel olduğunu yeniden hatırlatıyor. Sadece ilgili kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin duyarlılığı belirleyici öneme sahip.
Sıkça karşılık bulan 'Benim kanıma ihtiyacım olduğunda başkası verir' yaklaşımı sağlıksız bir güven duygusuna sebep oluyor. Böyle dönemlerde ortaya çıkan kan ihtiyacının günü kurtarmaktan öte kalıcı çözümlerle yönetilmesi için, eğitim, teşvik ve sistematik bağış alışkanlığının toplum geneline yayılması şart. Her kan grubunun önemi farklı olsa da, her bireyin düzenli bağışı kritik eşikleri anlamlı biçimde azaltacaktır. Sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği, sadece kamu politikalarına değil, bireysel sorumluluk ve toplumsal bilince de bağlı.
