Belçika’da toplam servetin yarısından fazlasının en zengin yüzde 10’luk kesimin elinde toplanması, ülkenin ekonomik ve toplumsal dokusunda ciddi bir kutuplaşmaya işaret ediyor. Ekonomik büyüklüğünün ve sosyal refah sistemlerinin güçlü olduğu bir ülke olarak bilinen Belçika’da, servetin bu kadar küçük bir grup içinde yoğunlaşması gelir ve fırsat eşitsizliğini beslemeye devam ediyor. Yaklaşık 1 trilyon 711 milyar avro yalnızca üstteki yüzde 10’luk kısmın kontrolünde. Bu tablo, farklı toplumsal katmanlar arasında giderek daha belirgin hale gelen bir ayrıma işaret ediyor.
Zenginler kulübüne dahil olabilmek için 1 milyon 160 bin avrodan fazla net servet sahibi olunması gerekiyor. Bu eşik, geniş bir orta sınıf grubuna ulaşılması oldukça güç bir nokta ve toplumsal hareketliliğin kısıtlandığını gösteriyor. Ortalama hane servetinin 610 bin avro olması, kağıt üzerinde refah göstergesi sunarken; medyan değeri bilinmediği zaman toplumun büyük kısmının bundan daha azına sahip olabileceğini düşünmek gerekiyor.
Avro bölgesiyle kıyaslandığında, servet eşitsizliği Belçika’da görece düşük gibi gözükse de, Gini katsayısındaki artış, ülkede bu uçurumun giderek büyüdüğünü kanıtlıyor. Gini oranının yüzde 68,8’e çıkması, eşitsizliğin kronikleşme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Avro bölgesinde bu oranın yüksek olması, Belçika’daki tabloyu görmezden gelmek anlamına gelmiyor. Aksine, özellikle konut fiyatlarındaki artış, finansal varlıkların değerlenmesi ve miras yoluyla aktarılan servet dengeleri daha da bozuyor.
Bu gelişmelerin toplumsal ve siyasal sonuçları da var. Artan servet eşitsizliği, sosyal huzursuzluğu tetikleyebilir, siyasi kutuplaşmayı artırabilir ve özellikle genç kuşaklar ile dezavantajlı gruplarda aidiyet duygusunun kaybına sebep olabilir. Vergi politikaları, miras düzenlemeleri ve kamu yatırımlarının rolü tartışmaya açık hale geliyor. Bu gidişat, sadece Belçika için değil, tüm Avrupa için uyarı niteliğinde. Eşitsizlik makası büyürse, ekonomik büyüme ve toplumsal istikrar sekteye uğrayabilir.
Kamu politikalarının yeni önlemler ve düzenlemelerle bu uçurumu daraltmaya yönelip yönelmeyeceği merak konusu. Sosyal devlet geleneğine sahip Belçika’da, servetin adil dağılımı ve fırsat eşitliğinin sağlanması yönünde daha radikal adımlar atılması gerekliliği gün geçtikçe daha fazla öne çıkıyor.
