Belçika’da iş gücü açığının belli sektörlerde kritik seviyelere ulaşması, ülkenin istihdam piyasasında yapısal bir değişimin habercisi. Özellikle Valon Bölgesi'nde inşaat sektörü başta olmak üzere, taşımacılık, güvenlik, endüstriyel teknoloji ve sağlık & sosyal hizmetler gibi alanlarda dramatik düzeylere varan bir çalışan ihtiyacı var. Bu, pandemi öncesinden beri süregelen ve artarak devam eden bir eğilim. İşverenler, bulamadıkları çalışanlar yüzünden projeleri tamamlamakta veya hizmet vermekte zorlanıyor.
İş gücü piyasasında gözlemlenen bu dengesizliğin birkaç ana nedeni bulunuyor. İlk olarak, gençlerin bu sektörlere olan ilgi düşüklüğü ve alınan eğitim ile talep arasındaki uyumsuzluk. Birçok kişi beyaz yakalı-şehirli ofis işleri ararken, sahada el işçiliği ya da fiziksel güç isteyen mesleklere yönelmek istemiyor. Oysa inşaat, nakliye ya da teknik sektörlerde eğitim alan biri için iş bulma süresinin altı ay gibi kısa bir süreye inmesi, aslında alanda ciddi fırsatlar yarattığını gösteriyor. Sadece iki yıl içinde mezun olan her 10 kişiden 8'inin iş bulabilmesi ise Avrupa genelinde bile çok güçlü bir istatistik olarak öne çıkıyor.
Gayriresmî veriler ve sektör temsilcilerinin aktardığına göre, özellikle yaşlı nüfusun emekliye ayrılmasıyla piyasada yeni bir işçi talebi dalgası ufukta. Bu ise hem istihdam politikalarının hem de eğitim ve meslek yönlendirmelerinin tamamen gözden geçirilmesini gerektiriyor. Başka bir deyişle, Belçika işgücü piyasasında arz-talep dengesizliği giderek daha yapısal bir soruna dönüşüyor. Bu süreç aynı zamanda göçmen kökenli ya da işsiz gençlere benzersiz bir fırsat penceresi sunuyor: Teknik ve mesleki eğitim alanlar, hızla iş bulabiliyor ve istikrarlı süreçlerle kalıcı istihdama erişebiliyor.
Avrupa'nın birçok ülkesinde olduğu gibi, Belçika'da da işçi açığı meselesi, yalnızca ekonomik bir sorun değil. Toplumun genel yapısını, sosyal bütünlüğü ve göç politikalarını da doğrudan etkileyen bir mesele. Özellikle kritik pozisyonların doldurulamaması, hizmetlerde aksamalara ve ekonomide yavaşlamaya yol açıyor. İşverenler içinse, yeni işe alınanları elde tutmak ve işyerinde kalıcı hale getirmek ayrı bir çaba gerektiriyor; süresiz sözleşmelerin daha fazla sunuluyor olması, bu baskının bir göstergesi.
Önümüzdeki yıllarda ‘doğru alanda eğitim alma’ Belçika’daki gençler için en önemli yol haritası haline gelecek. İş arayanların ise klasik iş tercihlerinin dışına çıkması, iş piyasasının sunduğu bu acil ve gerçek fırsatları yakalaması gerekiyor. Politikacılardan sektörel STK’lara kadar herkes bu krizde hızla inisiyatif almak zorunda; aksi halde Belçika, Avrupa’da hizmet sunamayan, büyüyemeyen ve yaşlanan bir ekonomi olmaktan kurtulamayacak.
