Avrupa'da doğum oranlarının son yıllarda sürekli düşüş göstermesi, uzmanlar tarafından kritik bir demografik kriz işareti olarak yorumlanıyor. Son verilere göre Almanya'da doğurganlık oranı dört yıldır aralıksız geriliyor ve şu anda kadın başına ortalama 1,32 çocuk seviyesine kadar indi. Bu oran, ülkenin son otuz yılındaki en düşük seviyeye işaret ederken, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemi üzerindeki baskı da artıyor. Uzmanlar, toplumun gelecekte hangi dinamiklerle ayakta tutulacağına dair endişelerini dile getiriyor.

Reprodüksiyon uzmanı Prof. Dr. Samir Hamamah, Avrupa genelinde benzer bir tabloya dikkat çekerek, göçün uzun vadede çözüm olamayacağını belirtti. Özellikle Almanya’da başta olmak üzere, birçok ülkede nitelikli göçmen ihtiyacı dile getirilse de, bu yöntem sadece kısa vadeli bir yardım olarak görülüyor. Hamamah, uzman işgücünün göç ettiği ülkelerde doğum oranlarının da uzun vadede yetersiz kalacağını vurguluyor. Dünyada ise nüfusunu kendi başına yenileyebilecek ülkelerin sayısının giderek azaldığına işaret ediliyor.

Uzmanlara göre, Almanya'daki düşük doğum oranlarının arkasında yüksek yaşam maliyetleri, çocuk bakımında yetersiz kapasite, ekonomik belirsizlikler ve toplumsal krizler yatıyor. Ayrıca, ileri yaşlarda çocuk sahibi olma eğiliminin artması ve tekrar edilen aile kurma ertelemesinin, çocuk sahibi olmamak ya da kısırlık gibi sorunlara neden olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, devletlerin bu soruna karşı etkili tedbirler alması gerektiğini ve doğurganlığa olumsuz etki eden kimyasalların ürünlerde açıkça belirtilmesini talep ediyor.