El Nino'nun güçlü bir şekilde geri gelişi, dünya çapında ekonomik dengelerin sarsılacağının habercisi. Küresel ekonominin son yıllarda pandemilerden enerji krizlerine uzanan sarsıntılara alıştığını düşünsek de, El Nino gibi iklim tabanlı şokların etkisi endüstriyel ve finansal sistemlerin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu olayın temel risklerinden biri, klasik ekonomik krizlerden farklı olarak hem üretim hem de lojistik zinciri üzerinde çoklu ve çapraz şekilde baskı kurması. Tarımsal üretimde mevsim normallerinin kaybolması, pirinçten şekere dek temel emtiada fiyat şoklarını tetikleyerek gelişen ülkelerde gıda enflasyonunu, Avrupa ve ABD’de ise ithalat bazlı maliyet enflasyonunu hızlandırabilir. Şeker piyasasındaki risk, sadece fiyat artışıyla sınırlı kalmayıp, stratejik rezerv ve gıda güvenliği başlıklarını da önümüzdeki aylarda gündemin üst sırasına taşıyacak. Hindistan ve Tayland gibi ihracat devlerinin musonlardaki zayıflıktan dolayı arzı kısması, küresel tedarik ağlarına doğrudan zarar verecek. Gıda krizinin yanı sıra, enerji piyasası da El Nino’nun doğrudan etkisi altında. Hidroelektrik kapasitenin düştüğü bölgelerde doğal gaz ve kömür talebi keskin şekilde artacak. Bu arz kaymalarıyla birlikte gelişmekte olan ülkelerde elektrik kesintileri ve fiyat şokları büyüyebilir. Küresel enflasyonun merkez bankası stratejilerini yeniden şekillendirmesi ve mevcut sıkı para politikalarının uzaması öngörülebilir. Panama Kanalı örneğinde olduğu gibi, lojistik arterlerdeki kesintiler, navlun krizi ve mal akışındaki aksamalar, pandemi sonrası toparlanmanın kazanımlarını tersine çevirebilir. Zamanla bu arz şoku, ekonomilerde büyüme kaybı ve gelir dağılımında adaletsizlik anlamına gelecek. Tarihsel verilerin gösterdiği trilyon dolarlık kayıplar, bu tip olayların etkisinin kısa vadede kalmayıp, uzun yıllara yayılabileceğini ortaya koyuyor. Yatırımcılar ve politika yapıcılar açısından kritik soru şu: ‘Küresel tedarik zinciri ve finansal sistem, iklim temelli bu yeni risk kümesine ne kadar hazır?’ Şu aşamada verilen yanıt, halen birçok ülkenin bu anlamda hazırlıksız olduğu yönünde. El Nino, sadece meteorolojik bir fenomen değil; küresel ekonominin görünmeyen enflasyonist baskılarının ortak ismi haline geliyor. Önümüzdeki dönemin ekonomi politikalarında iklim riskinin daha fazla merkeze alınacağı ve gıda, enerji, lojistik alanlarında direnç inşasının hızlanacağı öngörülebilir.