Belçika’da her yıl binlerce insanın hava kirliliğine bağlı nedenlerle yaşamını yitirmesi, toplum sağlığının derin bir krizle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. 2022 yılında 9.700 kişinin ölümünde başlıca fail olan kirli hava, ülkedeki toplam ölümlerin yaklaşık yüzde dokuzunu oluşturuyor. Söz konusu oran, bir Avrupa ülkesinde beklenmedik düzeyde yüksek ve acil politika müdahalesinin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Özellikle ince partikül madde (PM2.5), azot dioksit (NO2) ve ozon gibi kirleticilerin tek tek binlerle ifade edilen ölümlere neden olması; modern yaşamın bedelinin ne kadar ağır olduğunu gözler önüne seriyor. Hava kirliliğinin hem kronik hastalıklar hem de erken ölümlerde ağırlıklı etki göstermesi, özellikle 65 yaş üstü ve orta-ileri yaş erkek nüfusunu savunmasız bırakıyor. Bu tablo, yaşlanan nüfusun kamu sağlığı, sosyal güvenlik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından nasıl ekstra bir yük taşıdığını gösteriyor.
Bölgesel farklılıklar ise politik ve toplumsal eşitsizliğe işaret ediyor. Brüksel ve Valon bölgelerinde ölümlerin daha fazla görülmesi, hem kentleşmenin hem de sosyoekonomik koşulların çevresel risklerle birleştiğinde daha kırılgan nüfuslar yarattığını gösteriyor. Flaman Bölgesi'nin daha az etkileniyor olması, yerel yönetimlerin, altyapı yatırımlarının ya da yeşil alan dağılımlarının belirleyici rol oynayabileceğinin altını çiziyor.
Sigara, yüksek vücut kitle indeksi ve alkol gibi diğer ölüm sebeplerine bakıldığında, hava kirliliğinin bu klasik risk faktörlerine neredeyse yetiştiği görülüyor. Belçika’nın AB ortalamasının altında genel sağlık risklerine sahip olmasına rağmen sigara ve trafik gürültüsündeki yüksek oranları, bu alanlarda eksik veya yetersiz politika ve denetimlerin varlığını düşündürüyor. Gürültü kirliliğinin de bir ölüm nedeni olarak raporlanması, sağlığı tehdit eden çevresel faktörlerin çok katmanlı bir sorun olduğunu gösteriyor.
Toplumun öncelikli soruları arasında hava kirliliğiyle mücadelede hangi adımların atılacağı, siyasi iradenin ne düzeyde kararlı olacağı ve farklı bölgelere adil kaynak aktarımının nasıl sağlanacağı yer alıyor. Hava kalitesini artırma adına kent planlaması, trafik düzenlemeleri ve sürdürülebilir ulaşım politikaları acil çözüm gerektiriyor. Ayrıca risk altındaki yaşlı ve hassas gruplara özel koruyucu programların geliştirilmesi, ölüm oranlarını azaltmada belirleyici olabilir.
Belçika örneği, sanayileşmiş, kentleşmiş ve yaşlanan nüfus yapısına sahip Avrupa ülkelerinde çevresel sağlık risklerinin giderek büyüyen bir tehdit olduğunu; yalnızca tıbbi değil, toplumsal ve siyasi bir mesele olarak da ele alınması gerektiğini net şekilde ortaya koyuyor.
