İsviçre, tarihinin en sıcak haziran aylarından birini yaşarken, ekstrem hava olayları ve iklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha belirgin hale geliyor. ETH Zürih Atmosfer ve İklim Enstitüsü Başkanı Sonia Seneviratne, ülkenin iklim değişikliğine karşı son derece hassas bir bölgede bulunduğunu ve küresel ortalama sıcaklık artışı 1,4 derece iken, İsviçre’de bölgesel artışın 3 dereceyi geçtiğini belirtti. Seneviratne’ye göre bu durum, ülke genelinde sıklığı ve şiddeti artan sıcak hava dalgaları, kuraklık ve ani sağanak yağış şeklinde kendini gösteriyor.
Dağlık bölgelerde buzullar hızla eriyor, permafrostun çözülmesiyle toprak kaymaları ve dağ yamaçlarında riskler artıyor. Bu eriyen buzullar, su sıkıntısının kısa vadede etkisini azaltırken, gelecekte doğal su kaynağının kaybı ile kuraklık tehlikesinin büyümesi bekleniyor. Bilim insanları İsviçre genelindeki altyapı ve kentsel yapının, 20. yüzyıl iklim koşullarına göre inşa edildiğini ve artan iklimsel talepler karşısında yetersiz kaldığını vurguluyor.
İklim uzmanları, İsviçre’nin 2050’ye kadar sıfır emisyon hedefinin ancak şimdiki uygulamalar değiştirilirse mümkün olabileceğini dile getiriyor. Özellikle ulaşım, ısınma ve endüstrideki fosil yakıt kullanımı ülkenin karbondioksit salımında başı çekiyor. Bilim insanları, acil önlemlerin alınmaması halinde, sıcak hava dalgalarının ve ölümlerinin artarak süreceği uyarısında bulunuyor. Hükümetin ve kamuoyunun iklim krizinin ciddiyetini tam olarak kavramakta yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
