Almanya’daki Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü’ne bağlı Gezegen Sınırları Bilim Laboratuvarı’nın yıllık “Gezegen Sağlığı Kontrolü” raporuna göre, Dünya’nın yaşanabilir kalması için aşılmaması gereken dokuz kimyasal ve fiziksel sınırdan yedisi, bu kavramın ortaya konduğu 2009’dan bu yana en kötü seviyelere ulaştı. Raporun başyazarı Boris Sakschewski, güvenli çalışma alanının dışına çıkan tüm gezegen sınırları üzerindeki baskının arttığını belirterek, bunun kalıcı ve geri döndürülemez değişim riskini yükselttiğini söyledi.
İlk raporun yayımlandığı 2023’te altı sınırın aşıldığı belirlenirken, geçen yıl okyanusların asitlenmesiyle bu sayı yediye çıktı. Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu, fosil yakıt kullanımının yeterince azaltılamaması nedeniyle 426 ppm’ye yükseldi; sanayi öncesi dönemde bu değer yaklaşık 280 ppm’di. Artan karbondioksit, iklim değişikliğini ve aşırı hava olaylarını hızlandırırken, okyanusların asitlenmesi kabuklu deniz canlıları ile mercanlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Aşırı azot ve fosfor kullanımı, plastikler, DDT ve PFAS gibi yapay maddeler de ekosistemleri tehdit ediyor.
Dokuz sınırdan yalnızca ozon tabakasındaki incelme ve atmosferik aerosol kirliliği henüz güvenli alanın dışına çıkmadı. Ozon tabakasındaki iyileşme, Montreal Protokolü sayesinde zarar verici kimyasalların kullanımının azaltılmasına bağlanırken, aerosol emisyonlarının küresel ölçekte düşmesinde deniz taşımacılığına yönelik düzenlemeler etkili oldu. Gezegen Sınırları Bilim Laboratuvarı Direktörü Johan Rockström, zamanın daraldığını ancak güvenli alana dönmek için gerekli bilgi, kapasite ve çözümlerin mevcut olduğunu belirterek, adımların hızlandırılması çağrısında bulundu.
