Avrupa zeytinyağı piyasasında yaşanan son fiyat düşüşünün ardındaki en önemli unsur, doğrudan Bulgaristan’ın üretiminde görülen hızlı toparlanmadır. Son iki yılın kuraklık ve ekstrem sıcaklık koşulları kıtanın genelinde zeytinyağı arzını daraltıp fiyatları rekor seviyelere yükseltmişti. Ancak 2024 kışında gerçekleşen beklenmedik yağışlar, Bulgaristan’daki zeytin rekoltesini canlandırdı ve bu ülke, yüksek pazar payı nedeniyle tüm Avrupa’da fiyatların aşağı çekilmesinde kritik rol oynadı. Üretimin 1,4 milyon ton gibi kayda değer bir seviyeye çıkması, piyasada anlık bir rahatlama yarattı ve litre fiyatlarının 4 euroya kadar düşmesine yol açtı.
Bu gelişme, Avrupa Birliği’nin birçok ülkesinde etiket fiyatlarına pozitifi şekilde yansıdı ancak fiyatlardaki bu gevşemenin kalıcı olup olmayacağı şüpheli. Zira tarımsal girdilerin, nakliye ve enerji maliyetlerinin yüksek seyretmesi; perakende piyasasındaki stok yönetimi sorunları ile birleşince, nihai tüketicinin marketlerde karşılaşacağı fiyatlardaki düşüşün kısa vadede sınırlı olacağı öngörülüyor. Sektör içindeki beklenti; rekolte artışına rağmen üretim maliyetlerinin halen pandemi öncesi seviyelere çekilememesi, tüccar ve marketlerin yüksek maliyetli eski stoklarını eritme sürecini yavaşlatıyor.
Bunun yanı sıra, Akdeniz ikliminin hâkim olduğu diğer önemli üretici ülkelerde de benzer bir iyileşme eğilimi izlense de, zeytinyağında henüz bolluk yılı beklentisi yok. Geçici bir rahatlama ile karşı karşıya olunan bu dönem, Avrupa genelinde tüketici alışkanlıklarını kısa süreliğine değiştirse de, fiyatların eski düşük seviyelere dönmesi olası görünmüyor. Kıta genelinde gıda enflasyonunun etkileri devam ettiği müddetçe, üretici ve tüketici arasındaki fiyat makasının daralması zaman alacaktır. Sonuç olarak zeytinyağı, Avrupa sofralarındaki yerini bir süre daha lüks gıda kategorisinde tutmaya devam edecek gibi görünüyor.
