Belçika’da gençler arasında yükselen girişimcilik dalgası, ülkenin ekonomisinde geleceğe dönük umutlar ve sorgulamalar yaratıyor. Kendi işini kuran öğrenci sayısının rekor kırması, geleneksel iş modellerinin gençler nezdinde cazibesini kaybettiğine ve bağımsız üretime verilen önemin arttığına işaret ediyor. Gençlerin henüz eğitim hayatı devam ederken girişimciliği tercih etmesi, inovasyon ve toplumsal dönüşüm potansiyelini artırmanın yanı sıra, erken yaşta elde edilen deneyimler sayesinde sürdürülebilir işletmelerin filizlenmesine alan açıyor. Bu gelişme, Avrupa genelinde genç işsizlik oranlarının tartışıldığı bir dönemde sosyal ve ekonomik olarak olumlu bir sinyal sunmakla birlikte, veri seti derinlemesine incelendiğinde hâlâ önemli yapısal sorunlar ve fırsat eşitsizlikleri olduğu görülüyor.

En dikkat çeken nokta, cinsiyet bazındaki büyük dengesizlik. Serbest meslek sahibi öğrencilerin üçte ikisinin erkek olması ve kadınlar arasında iş kurmaya yönelik artışın, erkeklere kıyasla yarıda kalması, toplumsal cinsiyet eşitliği eksikliğini gözler önüne seriyor. Kadınların iş kurma konusundaki motivasyon eksikliğinin nedeni, risk algısı, toplumsal rol modellerin azlığı ve destekleyici ağların yetersizliği olabilir. Girişimcilik kültürünün kadınlara daha ulaşılabilir ve teşvik edici şekilde yaygınlaştırılması, yalnızca ekonomi için değil, toplumun bütün katmanlarının güçlendirilmesi açısından kritik. Eğer politikalar bu farkı gözeterek genç kadınlara yönelik özel teşvik ve destek programları oluşturmazsa, dinamik ve kapsayıcı bir girişimcilik ekosistemi inşa edilemez.

Bölgesel dağılımda da çarpıcı bir durum var. Flaman Bölgesi'nin gerek ekonomik altyapısı gerekse girişimcilik ekosistemindeki farklılıklar, öğrenci girişimciliğinde açık ara önde olmasını sağlıyor. Bu durum, ülke içinde bölgesel eşitsizliklerin derinleşme riskini de beraberinde getiriyor ve Valonya başta olmak üzere diğer bölgelerde gençlerin daha az fırsat bulabildiğini ortaya koyuyor. Devletin ve yerel yönetimlerin, girişimcilik desteklerini dengeli dağıtması ve az gelişmiş bölgelerde inovasyonun önünü açması kaçınılmaz bir gerekliliğe dönüşüyor.

Öğrencilere sunulan sosyal güvenlik muafiyeti, ilk bakışta gençlerin risk almasını kolaylaştıran olumlu bir hamle. Ancak bu muafiyetin yaş sınırının kaldırılması planı, sistemi daha adil hale getirmekle birlikte gençlerin sosyal haklar konusundaki bilinç eksikliğiyle birleştiğinde kısa vadeli girişimler yanında uzun vadeli güvencesizlikleri de tetikleyebilir. İş kuran öğrencilerin sadece yarısının dört yıl sonra halen serbest meslek sahibi olarak çalışıyor olması, girişimlerin sürdürülebilirliği konusunda sistematik bir problem olduğunu gösteriyor. Eğitim süreçlerinde, yalnızca iş kurma teknikleri değil, uzun vadeli finans yönetimi, krizle başa çıkma ve iş büyütme eğitimlerinin zorunlu olarak eklenmesiyle bu oranın artırılması mümkün.

Gençlerin iş kurmaya yönelmesi, klasik istihdam modellerinin gelecekte daha da dönüşeceğini gösteriyor. Belçika örneği, Avrupa’nın başka ülkelerine de ilham olabilir; ancak girişimcilik rüzgarının kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir bir ekonomi için daha nitelikli eğitim ve fırsatlara dönüşmesi şart. Başarıya ulaşan ve ulaşamayanların deneyimleri, politika yapıcılara gerçekçi stratejiler geliştirmek için paha biçilemez bilgiler sağlıyor. Bu dönemde gençlerin sesi iş dünyasında daha duyulur hâle gelmeli, resmi kurumlar ve özel sektör genç fikirlerin hayata geçirilmesinde çok daha güçlü ortaklar olarak öne çıkmalı.