Avrupa Birliği’nin genelinde yenilenebilir enerji kullanım oranları hızla artarken, Belçika’nın bu alanda geride kalması çok katmanlı sorunların işareti. İsveç, Finlandiya ve Danimarka gibi kuzey Avrupa ülkelerinin liste başı olması, yenilebilir enerjiye yapılan uzun vadeli yatırımlar, geniş teşvik mekanizmaları ve toplumsal kabule işaret ediyor. Bu ülkelerde hem kamu politikaları hem de enerji altyapısı dönüşümü başarıyla sürdürülüyor.

Belçika’nın ise, toplam enerji tüketiminde yüzde 14,9 gibi düşük bir oranla son sırada yer alması, sadece teknik yetersizliklerle değil, siyasi istikrarsızlık, çevresel politikaların bütünsel uygulanamaması, yoğun sanayileşmiş yapısı ve enerji ithalatına bağımlılığıyla ilgili. Belçika’da nükleer enerjinin elektrik üretimindeki yüksek payı, bir yandan karbon salımını düşük tutsa da diğer yandan yenilenebilir yatırımları arka plana atıyor. Ayrıca, enerji piyasasında çıkar çatışmalarının ve bölgesel yönetimlerin farklı önceliklerinin etkisiyle uzun vadeli sürdürülebilir bir strateji geliştirilemiyor.

Avrupa Birliği’nin 2030 için koyduğu yüzde 42,5’lik yenilenebilir hedefi, Belçika için ulaşılması hayli zor bir çıta gibi görünüyor. Enerji dönüşümünü hızlandırmak için gereken başlıca adımlar; bürokrasinin azaltılması, teşviklerin artırılması, vatandaşların yenilenebilir projelere daha aktif katılımı ve özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi olmalı. Ayrıca, mevcut enerji altyapısının modernize edilmesi ve özellikle rüzgar, güneş gibi kaynaklardan daha fazla faydalanılması zorunlu hale geliyor.

Elektrik üretiminde yenilenebilir oranının genel enerji tüketimine kıyasla daha yüksek olması, Belçika’nın potansiyele sahip olduğunu ancak bunu tüm enerji sistemine yayamadığını gösteriyor. Yenilenebilir enerjiye geçişte yaşanan gecikme, hem ülkenin iklim taahhütlerini karşılayamaması hem de orta vadede enerji maliyetlerinin artması riskini beraberinde getiriyor. Belçika'nın bu tabloyu tersine çevirebilmesi, siyasi irade ve toplumsal seferberliğin yanı sıra AB’nin finansal ve regulatif desteğine bağlı. Başarılı olunamazsa, hem ekonomik rekabet gücü zayıflayacak hem de ülke çevresel hedeflerin gerisinde kalmayı sürdürecek.