Bulgaristan’da kanser vakalarının hem yüksek oranlarda görülmesi hem de bu hastalığın toplumsal bir sağlık sorunu haline dönüşmesi, ülkenin sağlık altyapısı ve sosyal koruma sisteminin kırılganlığını gözler önüne seriyor.
Yılda yaklaşık 32.812 yeni vaka ve 18.800 can kaybı, kamu politikalarının ve sağlık harcamalarının ötesinde, altyapı, eğitim ve önleyici tedbirlerin eksikliğiyle birleşince Bulgaristan'da kanser adeta bir ölüm kâbusu haline geliyor.
Avrupa Birliği'nin gelişmiş ülkelerinin çoğunda sağlık finansmanı büyük oranda kamu bütçesiyle karşılanırken, Bulgaristan’da sağlık harcamalarının yüzde 34’ünün hasta cebinden çıkıyor olması, sınıfsal eşitsizliği derinleştiriyor. İnsanlar, temel sağlık hizmetlerine dahi erişimde ciddi finansal engellerle karşılaşıyor. Bu, erken teşhis ve zamanında tedavi olanaklarını kısıtladığı için ölüm oranlarının yüksek kalmasına neden oluyor. Yani gelir dağılımındaki adaletsizlik, doğrudan hayatta kalma şansını etkiliyor.
Bunun ötesinde, sigaranın yanı sıra radon gibi çevresel kanser tetikleyicilerine yönelik ulusal bir izleme ve önleme stratejisinin olmaması, özellikle maden bölgelerine yakın kent ve ilçelerde yaşayan nüfusu tehdit ediyor. Radonun kanıtlanmış riskine rağmen ülke genelinde yeterli ölçüm ve denetim yapılmaması, Plovdiv Bölgesi’nde akciğer kanseri oranlarının anormal şekilde yüksek seyretmesine yol açıyor. Yerel düzeyde sosyo-ekonomik ya da demografik farklara göre radon riskiyle mücadele potansiyeli çok düşük.
Tüm bu faktörler, Bulgaristan’ın ortalama yaşam beklentisinin AB’nin altı yıl gerisinde kalmasına katkıda bulunuyor. Sağlık sistemindeki yapısal zaaflar; toplumda bilgilendirme, önleyici tıp, çevresel faktörlerle mücadele ve ekonomik eşitliğin güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. Nüfusun büyük kısmının cebinden ciddi oranda sağlık harcaması yapması, devletin sosyal sorumluluğundan kaçmasının bedelinin ağır olduğuna işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde, yönetimlerin sağlıkta önleyiciliği bazı bölgesel risklere karşı yaygınlaştırması, sağlık finansmanını daha adil ve kapsayıcı hale getirmesi kaçınılmaz bir zorunluluk halini aldı. Aksi takdirde, kanser riski başta olmak üzere genel sağlık göstergelerinde Avrupa’nın alt sıralarındaki yerini daha uzun yıllar koruyacaktır.
