Avrupa Birliği Adalet Divanı (AB Adalet Divanı), bankaların oltalama (phishing) mağdurlarına yetkisiz ödemelerin tutarını, müşterinin ağır ihmalde bulunmuş olması durumunda bile derhal iade etmek zorunda olduğuna hükmetti. Mahkemenin kararı perşembe günü açıklandı. Ağır ihmalin gerçekten tespit edilmesi halinde, örneğin müşterinin bankacılık bilgilerine özensiz davranması durumunda banka daha sonra tazminat talep edebilecek. Ancak ihmalin varlığını kanıtlama yükü bankaya ait olacak.\n\nOltalama davalarının nasıl ele alınacağı uzun süredir tartışma konusu.

Yasa, bankanın müşterinin onaylamadığı yetkisiz bir ödemeyi derhal iade etmesini öngörüyor. Banka soruşturması sonucunda müşterinin özellikle dikkatsiz davrandığını, örneğin PIN kodunu herkesin görebileceği bir yerde bıraktığını tespit ederse parayı geri isteyebiliyor. Uygulamada bankalar çoğu zaman iadeyi hemen yapmaktan kaçınıyor.\n\nMahkeme, bir Polonya oltalama davasına ilişkin kararında bankanın ağır ihmal iddiasına rağmen her durumda parayı “herhangi bir durumda, en geç izleyen iş gününün sonunda” iade etmesi gerektiğini açıkça belirtti. Mahkemeye göre böyle bir ağır ihmalin yaşanmış olması ihtimali, bankaya derhal iade yapmayı reddetme hakkı vermiyor.

Mahkeme, tek geçerli istisnanın bankanın “müşterinin kendisinin dolandırıcılık yaptığına dair makul şüphelerinin bulunması” durumu olduğunu, yani müşterinin dolandırıcılığa doğrudan karışmış olmasının söz konusu olduğunu ifade etti. Mahkeme ayrıca, banka ağır ihmalin varlığı halinde ödemeyi müşteriden geri isteyebilse de bu ihmalin “müşteri tarafından gerçekten var olduğunun kanıtlanmasının” bankanın sorumluluğunda olduğunu vurguladı. Mahkemeye göre bankanın baştan ağır ihmal gerekçesiyle iadeyi reddetmesi halinde, derhal iade yükümlülüğü etkisiz kalacak. Mahkeme, bu durumda müşterinin haklarını savunmak için girişimde bulunmak ve dava açmak zorunda kalacağını, bunun da tüm masraflar ve zahmetle birlikte müşteriye yük getireceğini belirtti.