Belçika'da gençlerin kalıcı iş sözleşmesine yönelimi, son beş yılda dramatik bir gerileme gösteriyor. 25 yaş ve altı çalışanların kalıcı pozisyon oranı %0,77'den %0,49'a düşmüş durumda. Bu sadece niceliksel bir gerileme değil; aynı zamanda gençlerin iş piyasasındaki beklentilerinin, işverenlerin taleplerinin ve ekonomideki genel dönüşümün yüzeye çıkardığı bir kırılma noktasıdır. Gençlerin kalıcı istihdama mesafeli bakmasının temel nedenlerinden biri, süren ekonomik istikrarsızlık ve artan belirsizlik ortamı. Küresel enflasyon, enerji fiyatlarının volatilitesi ve jeopolitik krizler, şirketleri 'esnek' istihdama yani geçici ve kısa süreli iş sözleşmelerine yöneltiyor. İşverenler, özellikle gençleri denemek ya da maliyetlerini minimize etmek için kalıcı kadrolardan kaçınıyor. Bu da gençlerin kariyer hayatına tutunmasını daha başlangıçta baltalıyor.

Bir diğer önemli sebep, iş gücünün hızlı dijital dönüşümü. Yapay zeka ve otomasyon, giriş seviyesindeki birçok işi ortadan kaldırıyor. Bu durum, iş piyasasına yeni adım atan gençlerin deneyim kazanmak için girebileceği pozisyonların azalmasına yol açıyor. Gençler için piyasada kalan işler ise daha fazla beceri, esneklik ve uzmanlık gerektiriyor. Bu da üniversite mezuniyeti ile iş garantisi arasındaki bağı giderek zayıflatıyor. Yüksek öğrenim gören gençlerin ortalamada daha yüksek kazanç sağlamasına rağmen, eğitim düzeyine uygun işe yerleşmekte zorlanmaları dikkat çekici. Eğitim sistemindeki eksiklikler, iş piyasasının ihtiyaçlarıyla gençlerin beklentisini bir türlü buluşturamıyor.

Son beş yıldaki %22,8'lik brüt maaş artışı, yüzeyde olumlu görünebilir. Ancak bu artış, neredeyse tamamen yüksek enflasyona paralellik gösteriyor. Yaşam maliyetlerindeki reel yükseliş karşısında gençlerin alım gücü ve motivasyonu geriliyor. Üniversite mezunu gençlerin ortalama 3.084 euro brüt maaş alması ve daha düşük eğitimli yaşıtlarından belirgin şekilde fazlasını elde etmesi, eğitim-ücret ilişkisinin sürdüğüne işaret etse de, istikrar ve iş güvencesinden yoksun bir geleceğe dair endişeleri dindirmiyor.

Buradaki temel sorun, istihdam yapısındaki bu kırılmanın sosyal sonuçları olacaktır. Kalıcı işlerin azalması geçim güvencesini zayıflatırken, genç kuşakta aidiyet duygusunu ve motivasyonu baltalıyor. Bu trend, orta vadede toplumsal huzursuzluk, beyin göçü ve sosyal politikaların gündemine gençlerin istihdamı konusunu çok daha sert şekilde taşıyacak. Ayrıca siyasi arenada popülist söylemleri güçlendirme potansiyeli de taşıyor. Özetle, Belçika'da gençlerin kalıcı işe ulaşması yalnızca ekonomik bir veri değil, geleceğin toplumsal mimarisini değiştirecek bir kırılma noktasıdır.