Avrupa Birliği, İsrail'in Batı Şeria'da E1 yerleşim projesi için attığı adımı açıkça kınayarak, bunun yalnızca bölgesel dinamikler üzerinde değil, uluslararası barış ve güvenlik üzerinde de yıkıcı etkileri olacağı mesajını verdi. E1 projesinin Batı Şeria'nın coğrafi bütünlüğünü parçalayacağı, Filistinliler için sürdürülebilir bir devlet kurma hayalini neredeyse imkansızlaştıracağı belirtiliyor. Bu gelişme, İsrail'in fiili olarak Batı Şeria'nın doğusunu Kudüs'ten ayırma çabası olarak da okunabilir ve bu da iki devletli çözüm ihtimalini ciddi biçimde sulandırıyor. Bölgede yıllardır yürütülen ve liderliği Avrupa Birliği'nin de paylaşmak istediği diplomatik barış çabaları, her yeni yerleşim projesiyle biraz daha zedeleniyor. Üstelik İsrail'in bu adımı, başta ABD olmak üzere Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde de yeni bir tansiyon noktası yaratıyor. Filistinli aktörler ise bu tür projelere karşı uluslararası desteğin artmasını beklerken, zemin fiili durumun kalıcılaşmasına doğru kayıyor. E1 projesiyle birlikte İsrail'in Doğu Kudüs ve çevresindeki kontrolünü daha da artırmaya çalıştığı görülüyor. Uluslararası toplumun, özellikle Avrupa'nın bu gelişmelere vereceği yanıt bundan sonraki barış sürecinin yönünü belirleyecek ana unsurlardan biri olacak. Uzun vadede iki devletli çözümden uzaklaşan her adım, sadece İsrail-Filistin hattında değil, tüm Ortadoğu'da kırılganlığı derinleştiren bir risk unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Avrupa'nın siyasi ve diplomatik araç kutusunu nasıl kullanacağı, hem AB'nin bölgesel rolü hem de uluslararası hukukun etkinliği açısından önemli bir test haline gelmiş durumda.