Ernst & Young danışmanlığının ekonomik ekibi, Avrupa ekonomileri için hazırladığı ekim ayı raporunda üç farklı senaryo sundu. Raporda, üç senaryoda da Bulgaristan'ın Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerden daha yüksek bir ekonomik büyüme oranı yakalayacağı, ancak yüksek enflasyon nedeniyle bu ülkelere kıyasla daha kırılgan kalacağı belirtildi. Analistlere göre Bulgaristan ekonomisinin 2026 yılında yüzde 2,9 oranında büyümesi, 2027 yılında yüzde 3,5'e kadar hızlanması, ardından 2028 yılında yüzde 3'e yavaşlaması bekleniyor. Ağır senaryoda büyüme hızının düşeceği, ancak yüzde 2,9 seviyesinde kalacağı, en iyimser senaryoda ise yüzde 3,7'ye ulaşabileceği öngörülüyor.
Raporda Avrupa Birliği ekonomisinin bu yıl yüzde 1,4 oranında büyüyeceği, 2027 yılında yüzde 1,7'ye çıkacağı ve 2028 yılında yeniden yüzde 1,4'e gerileyeceği kaydedildi. Euro Bölgesi için beklentiler daha temkinli; bölge ekonomisinin büyümesinin sırasıyla yüzde 1, yüzde 1,4 ve yüzde 1,3 olması bekleniyor. Ernst & Young, 2027 yılı için Almanya'da yüzde 1,2, Fransa'da yüzde 0,7, İspanya'da yüzde 1,9 ve Polonya'da yüzde 3,1 büyüme öngörüyor. Ağır senaryoda Euro Bölgesi'nin 2027 büyümesinin yüzde 0,7'ye düşebileceği, temel senaryoda ise yüzde 1,4 olacağı belirtildi. Aynı senaryoda bölgenin enflasyonunun yüzde 3,1 yerine yüzde 5,1'e çıkabileceği tahmin ediliyor.
Raporun en dikkat çekici bölümü ise Bulgaristan'ın enflasyon tahminleri oldu. Analistler, Bulgaristan'da yıllık ortalama enflasyonun bu yıl yüzde 5,4'e ulaşabileceğini, 2027 yılında yüzde 4,4'e, 2028 yılında ise yüzde 2,5'e gerileyeceğini öngörüyor. En ağır senaryoda enflasyonun yüzde 7'ye kadar çıkabileceği belirtiliyor. Avrupa Birliği genelinde enflasyonun 2026 yılında yüzde 3,2, 2027 yılında yüzde 3,3 ve 2028 yılında yüzde 2,3 olması beklenirken, Euro Bölgesi için bu oranlar sırasıyla yüzde 3, yüzde 3,1 ve yüzde 1,9 olarak tahmin ediliyor. Analistler, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara daha duyarlı olduğunu, bunun nedeninin enerjinin tüketici sepetindeki payının daha yüksek olması ve döviz hareketlerinin etkisinin artması olduğunu vurguladı. Orta Doğu'daki çatışmanın uzaması ve enerji fiyatları, Avrupa ekonomisi için temel belirsizlik kaynakları olarak gösterildi. Raporda ayrıca jeopolitik gerilim, ticaret engelleri, enerji tedarikindeki aksamalar, mali baskılar, sermaye piyasalarındaki sert düzeltmeler ve iklim riskleri gibi faktörlerin büyümeyi olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Yüksek faiz oranlarının şirketler için finansman maliyetini artıracağı, hanehalklarının ise kredi geri ödemeleri nedeniyle baskı altında kalacağı ifade edildi.
Daha olumlu bir tablonun, yapay zekânın daha hızlı benimsenmesi, altyapı ve savunma yatırımlarının artırılması, yapısal reformların hayata geçirilmesi ve ticaret engellerinin azaltılmasıyla mümkün olabileceği kaydedildi. Raporun ana mesajına göre iş dünyası, yapay zekâ, insan becerileri ve sermayenin etkin yönetimi sayesinde hangi şirketlerin büyüyeceğini ve hangilerinin ayakta kalacağını belirleyecek bir döneme giriyor. Raporda, 1200 üst düzey yöneticinin yarısından fazlasının yapay zekânın verimliliği artıran en büyük kaynak olduğunu düşündüğü aktarıldı.
